“Geleneği”, yok olmuş ya da, kaybolmuş değil.. Hele, terk edilmiş, hiç değil..(50) yıl önce de aynı gelenek vardı..(40) yıl önce de..Dün de.. Bu günde.. Sürüyor ve sürdürülüyor..Yani o, aynen devam ediyor..İnsanlar, yine, aynı gök kubbenin altında yaşıyorlar.. Yine, aynı havayı soluyorlar.. Muğla, (50) yıl önce de aynı yerdeydi, bu günde.. O, başka bir yere taşınmış da değil..Onu demek istiyorum..Yine, belli mekanlarda, bir araya geliniyor..Anne ve babalar, çocuklarını evlendirirken.. Yine, yakınları ve dostları arasında, onları , “dünya evine” uğurlamadan önce yaptıkları.. Ve adına, “düğün” dediğimiz – çocukluğumuzda, çünkü bize böyle öğretildi-, o, sazlı sözlü oyunlu eğlenceleri.. Tıpkı, bundan (50) yıl öncesindeki gibi, bu gün de yapıyorlar..Yine, “Çalgılar, çalgıcılar” tutuluyor..Dileyen, düğünden önce, ya da, düğün sırasında, tıpkı günümüzden, (50) yıl öncesinde olduğu gibi.. Maddi olanakları ölçüsünde, konuklarının önlerine, yine aynı çeşit yemekleri, onları da hiç değiştirmeksizin–ki; “keşkek”, bunların en başında gelir, belki bir eksik ya da iki fazlasıyla- koymanın, kısacası, dostlarını ve sevdiklerini ağırlamanın tadına, mutluluğuna bu günde varıyorlar..Hiç bir şey, “unutulmuş değil”..Hiç birinden vazgeçilmiş değil.. Her şey eskisi gibi, eksiksiz.. Hatta, biraz önce söylediğim gibi, fazlasıyla bile yapılabiliyor günümüzde.. Yani, “Düğün geleneği”, (50) değil, belki de (100) yıl öncesinin “Hassasiyeti ile aynen korunuyor” Muğla’da.. Tıpkı, büyükbabadan, babadan görüldüğü ve onlardan öğrenildiği gibi.. Ama..Sıra, tam, geline, “Kına yakmaya” geldiğinde… “Çalgıcının çaldığı kına havası, Muğla’nın kına havası değil !?” O değişmiş, yahut değiştirilmiş, ya da, ondan vazgeçilmiş..O, başka bir şey… O, “Bambaşka bir şey!?!”.. İşte.. Bunu anlamak, mümkün değil… Hemen, herkese ve tüm ilgililere, bu köşeden soruyorum : “NEDEN?...Ne oldu, Muğla’nın kendi Kına Havasına?..” Bir kere… Çalınan ezgi, zaten Muğla’ya ait değil..Hadi onu, bir tarafa koyalım.. O, yurdumuzda, bir yöremizin.. Konusu, “aşk” olan bir türküsü ..O, bir “kına” havası değil ki?.. Kına havaları da, halk türküleridir ama, “Aşk türküsü” ile, “Kına havası” nın ilgisi ne? Ne alakası var? Yaklaşık (15) yıldır.. Muğla da, davetli olarak katıldığım (Muğla’ya yeniden döndüğüm yıl, 1996 yılıdır) bütün düğünlerde.. Daha, ne bir düğün sahibinden.. Ne de, davetlilerin birinden ( Burada, “davetli” derken, düğün sahiplerinin kendi yakınlarını kastediyorum ) olsun, bir, “Çıt” çıktığını..”Siz, ne çalıyorsunuz? ” denildiğini.. Bu güne değin, hiç, ama hiç rastlamadım…Doğrusu, bunun nedenini de, -eğer varsa, ki; onu bilemem-, sırrını da, hala çözebilmiş, hala anlayabilmiş değilim..Ve yıllar süren bu suskunluğumu, bir tarafa bırakıp.. Bu konuya değinmenin, “Zamanı geldi, hatta geçiyor bile”, diyerek.. Daha fazla beklemenin de, “Beyhude” olacağını düşünüp, bu haftaki yazımda, bu konuyu ele almanın, yerinde olacağını düşündüm…
Değerli okurlarım,
Muğla… Benim, doğup büyüdüğüm.. İlk, orta ve lise eğitimimi de, “içinde” tamamladığım memleketim..Önce, bu bilgileri, sizlere vermeliyim, bunlar önemli çünkü..Musikiye, doğuştan yatkın, biri olduğum için de, belli yaşlardan başlayarak, (Öyle sanıyorum bu, herhalde 11 ya da, 12 yaşlarıma karşı gelir) yüksek öğrenimim nedeniyle, Muğla’dan ayrıldığım, 1968 yılına gelinceye değin, ben ve bazı mahalle arkadaşlarımın, Muğla içinde..Onun, bütün mahallelerinde, gitmediğimiz “Düğün Evi”, kalmazdı..Bizler, o çağlardaki her genç gibi, Muğla düğünlerinin, deyim yerindeyse, değişmez “davetsiz misafirleri” gibiydik..Arkadaşlarımızla gittiğimiz, bütün o düğünlerde, benim, gözüm de kulağım da, hep, aynı yerde olurdu : “Çalgılarda ve çalgıcılarda”..Ve tabii.. “Onların çaldıklarında”…Kısacası, ben, düğünlere, sırf bunun için, yani, çalgıcılarımız ve onları dinlemek için giderdim.. Gitmiş olduğumuz o düğün evi, eğer, bir “Kız evi” ise, geline kına yakılacağı zaman, müzik değişir.. “Muğla Kına Havası” çalınıp, o söylenmeye başlardı..”Kına yakma” töreni bitinceye değin de o müzik, tekrar ederdi..O yıllarda, onu, herhalde çok dinlediğim ve doğru olarak dinlemiş olduğum için olmalı ki, - gerçekten, o düğünleri yapan, o dönemin çalgıcı büyüklerimiz de, onu, güzel çalıp söylerlerdi. Hepsine, Tanrıdan rahmet diliyorum..- belleğimde, “iyice yer etmiş”, Muğla Halk ezgilerinin en başında, bu gün bile, ilk önce, “Muğla Kına Havası” gelir..Bunu da, yeri geldiği için, burada itiraf ediyorum..
Sözün özü; Ben, şunu söylemek istiyorum :
Günümüz de yapılan Muğla Düğünlerinde, Muğla Kına Havasının çalınmamasının nedenleri, şunlar ya da bunlar, olabilir. Burada onlara girmenin, bir yararı olacağını sanmıyorum. Tek söyleyebileceğim.. Onun, - herhalde unutulmuş olduğu için - çalınmıyor olduğudur.. Eğer, o, unutulduğu için çalınmıyor ise – gerçekten çok yazık… Bunu da, burada, üzülerek ifade etmeden, ne yazık ki geçemeyeceğim..Ancak;
Tüm ilgililerin…Tabiî ki en başta, hemşerilerimin… Yararlanabilmeleri.. Ve onların, onu, yeniden hatırlayabilmeleri hususunda, belki, karınca kararınca, bir katkım olabilir düşüncesiyle.. Muğla Kına Havasının” ( *Benim belleğimde yer etmiş olan haliyle –ki; o, en doğrusu olmasa bile, hiç olmazsa, ona en yakın olandır) “Doğru sözleri ile melodisini”, kısacası, onun “Notası”nı, titiz bir çalışmanın sonucunda, yeniden yazmış ve hazırlamış bulunuyorum..Bu çalışmamın, insanımıza, gerçekten yararlı olabildiğini.. “Muğla Kına Havasının”, yeniden, “Muğla düğünlerinde çalınmaya başladığını” görmek.. En başta, -bunu bütün içtenliğimle söylüyorum- inanın..Beni sevindirecektir..Çünkü, Muğla Kına havası, hem Musıkimizin en güzel makamlarından biri olan, “Hicaz” makamında yakılmıştır. Ve hem de, Türk Halk Müziğimizin, en güzel Kına Havalarının başında gelir..Onu; tıpkı, geçmiş, onlu, yirmili, ellili yıllardaki gibi, yeniden, düğünlerimizin ”Vazgeçilmezi ve baş tacı” yapmak.. Sadece, ama sadece bizlere bağlı.. Ve bu, inanın, o kadar zor değil..Zaten, melodisi olsun , kimi sözleri olsun, “kırık dökük” de olsa, insanlarımızın çoğunda, ( bugünkü genç kuşaklar ve çocuklarımız, tabii ki onu hiç bilmezler ) -hiç kuşkusuz, düğünlerimizi yapan, çalgıcı dostlarımızda da- vardır..Tek yapmamız gereken; “Bizim, sadece.. ONU İSTEMEMİZ”.. Her şey, göstereceğimiz, birazcık çabaya, birazcık gayrete ve özene bağlı.. Bu çabanın da, bu özenin de gösterilmesi gerektiğine, ben, yürekten inanıyorum..Çünkü, buna, gerçekten büyük ihtiyaç vardır. Muğla’ya da bu yakışır zaten..Sözün özü; Muğla Düğünlerine, “Muğla’nın”, kendi “Kına Havası” yakışır..Bunu, hiçbirimiz unutmamalıyız..
Yazan :Ünal Türköz




(0%)







