Besleme

Kabakçı Salih Efe (Kütahya/Tavşanlı/Alabarda)

Mevcut kategorilere uymadığını düşününüğünüz konularınızı tartışabileceğiniz alan

Zeybekoloji.Com Arama Motoru

Kabakçı Salih Efe (Kütahya/Tavşanlı/Alabarda)

İleti ferace efe_43 » 22 Eyl 2009, 22:35


KABAKÇI SALİH EFE EFSANESi
(Alıntıdır)


Bin sekizyüzlü yılların sonlarına doğru Osmanlı İmparatorluğunun

parçalanma dönemi başlamıştır.Yönetim dağılmış ve halk yoksulluk içerisinde geçim derdine

düşmüştür.Cepheler de savaşlar başlamış ve dış ülke güçleri vatanımızı dört bir taraftan

tehdide ve işgale başlamıştır.İşte böyle bir durum içerisinde Kabakçı Salih Efe dünyaya

gözlerini açmış.Daha üç veya dört yaşlarındayken babası askere alınmış.Belki babasını hiç

görmemiş veya hiç bilememiştir.Annesi, ablası,kardeşleri,dedesi ve babaannesi Kütahya’nın

Simav ilçesinden yokluk nedeni ile ayrılıp,köy köy geçim sınırlarını aşmak için dolaşmaya

başlamışlar.O köy,bu köy derken Tavşanlıya bağlı Alabarda (Çamalan) köyüne kadar

gelmişler.Burası on-on beş haneden oluşmuş,temelini Anadolu Yörüklerinin

oluşturduğu,geçimlerini hayvancılık ve biraz da topraktan sağlayan küçük bir köydür.Dört bir

tarafı yüksek ormanlarla çevrili olduğundan dolayı tarım arazisi sınırlıdır.Kabakçı Salih Efe

ve ailesi bu köyde dinlenmek üzere mola verirler.Burada köylülerin sıcak ilgi ve alakasını

görürler.Köylüler bu fakir aileye yardımda bulunurlar.aile bu köyün hayvanlarını otlatmak

için köylülerden gelen çobanlık teklifini kabul ederler.Artık geçinme sıkıntısını biraz da olsa

aşmanın sevincini yaşamaya başlarlar.











Aradan birkaç yıl geçmiş ve küçük Salih 10-12 yaşlarında küçük bir

delikanlı olmaya başlamıştır.Annesine hep babasını sorarmış.Annesi de onun anlayabileceği

bir dilden,babasının çok uzaklarda olduğunu ve bir gün onları arayıp bulacağını anlatırmış.O

ise hep babasının yollarını gözlermiş,bir gün ona kavuşma hayalleriyle çocukluk yılları geçip

gitmekteymiş.Ama annesi,babasının bir daha dönmeyeceği sanki içine doğmuş gibi hep

hüzünlü ve üzgünmüş.Dedesi ve babaannesi iyice yaşlanmışlardır.Tüm ailenin yükü Salih’e

kalmıştır.O sıralarda köyün yakınlarında bulunan yer altı krom işletmesinde iş bulur ve

çalışmaya başlar.Bir süre sonra dedesini ve babaannesini kaybeder.Artık annesi,abası ve kız

kardeşlerinin geçimini sağlamaya başlamıştır.Kardeşleri onun iş çıkışı köye geliş yolu

üzerinde beklerlermiş,ağabeyimiz gelecek diye.O ise evde kardeşlerine tembih edermiş beni

yol üzerlerinde beklemeyin,siz yetişkin oldunuz,ben utanıyorum diye.Bu arada ablası yine bu

köyden evlendirilmiş.Aynı dönemde bölgede yerli eşkıyalar türemeye başlamış.Kabakçı Salih

artık genç delikanlı olmuştur.Annesi artık çocuğunun evlenip bir yuva kurma zamanının

geldiğini düşünüyormuş.Salih ise çoktan köyün en zengini ve ağası olan Selam ağanın

güzeller güzeli kızı Meryem’e abayı yakmıştır.Meryem kız da ona karşı boş değilmiş.Kabakçı

Salih dürüstlüğü ve çalışkanlığıyla tüm köy halkı tarafından sevilip sayılmaktaymış.Böylesine

yiğit ve mert delikanlıyı kim beğenmezdi ki.











Kısa bir süre sonra Meryem kızla gizli,gizli buluşmaya ve konuşmaya başlarlar.Tabi

İkisinin de korkuları varmış.Meryem’in iki tane abisi varmış,hele babası…. Kızını çok

severmiş ama böyle bir ağa kızının fakir bir ameleyle olan ilişkisine ne derdi.En sonunda

Salih dayanamayıp konuyu annesine açar.Annesi ise şaşırır kalır.Oğlum,yavrum onlar bu

Köyün en zenginleri,ağaları bize kız falan vermezler diye konuyu kapatmak ister.Ama Salih

tuttuğunu koparan bir kişiliğe sahip olduğundan dolayı;Ne yapar,eder annesini razı etmeyi

başarır.Kabakçı Salih sevdiğini herkesten çok kıskanmaktadır.Bu nedenle köyde diğer

akranlarıyla sürekli kavga edermiş,sevdiğine hiç laf söyletmezmiş.hep gelecek planları

yapar,güzel hayaller kurarmış.Her buluşmalarında kurduğu bu hayalleri sevdiğine

anlatırmış.Meryem ise babasının çok sert ve gaddar olduğunu bildiği için ona fazla ümit

vermek istemezmiş.Gene böyle gizlice buluştukları bir günde Kabakçı; seni isteteceğim

ailenden,telli duvaklı gelin olacaksın der.Meryem ise böyle bir şeyin mümkün olamayacağını

ama yinede istetmesini söyler.Vermezlerse de kaçır beni der.

Günün birinde annesini alıp Selam Ağanın kapısına varırlar.Orada iyi karşılanırlar.

Bir süre oturup sohbet ettikten sonra konu ortaya konulur.Meryem kız da kapı aralığından

olanı biteni anlamaya çalışmaktadır.Kabakçının annesi kızı oğluna isteyince,Selam ağa

beklenen ters tepkiyi vermemiş.Aksine son derece olumlu yaklaşıp,aileyi tanıdığını,yıllardır

bu köyde yaşadıklarını ve zararlı insanlar olmadıklarını söyler.

Meğer Selam Ağa bu genç delikanlıyı yakından izliyormuş.Dürüstlüğünü,mertliğini ve

çalışkanlığını beğeniyormuş.Bu nedenle biz biraz düşünelim,aile içinde konuşalım

der.Kabakçı Salih ve annesini yolcu ederler.Sonra kızını,eşini ve çocuklarını çağırıp

konuşurlar.Sonunda kızını vermeyi uygun görür.Ama Selam ağanın bir şartı vardır.Eğer

Kabakçı Salih iç güveyliğini kabul ederse kızını vereceğini söyler.İlerleyen günlerde Ağa,

Kabakçının annesini evine çağırtır ve şartını söyler. Annesi olanı biteni sabırsızlıkla bekleyen

oğluna anlatır.Uzunca kendi aralarında bu konuyu konuşurlar.Kabakçı Salih sevdiği kızın

hatırına iç güveyliğini kabul eder.Kabakçı Salih sonunda Selam ağanın damadı

olmuştur.Selam ağa damadını sevmekte ve güvenmekteymiş.Bu nedenle onlara tarlalarından

ve mallarından geçimlerini sağlayacak kadar verir.Ayrıca onlara birde ev verir.İşte bu

dönemde bölgede türeyen,astığı astık kestiği kestik bir eşkıya olan Alagöz(Ahmet) adında biri

Alabarda köyünde kendine uygunsuz bir iki kadın bulur.Alabarda’ya adamlarıyla birlikte sık

sık gelip gitmektedir.Bu kadınlar aynı zamanda Kabakçı Salih’i de beğenmektedirler.Bir kaç

kez önünü kesip bulaşmak isteseler de Kabakçı kötü niyetli olmadığı için onları reddeder.Bu

nedenle kadınlar Kabakçı’ya çok kızmaktadırlar.Bu kötü niyetli kadınlar kendi aralarında söz

birliği yapıp Kabakçı’yı Alagöz’e şikayet ederler.Seni öldürecekmiş,bizi tehdit ediyor,bu köye

gelmeni istemiyor gibi yalan yanlış bir şeyler uydurup Alagözü sinirlendirmeyi

başarırlar.Alagöz bu kadınların sözleriyle hiddetlenir ve Kabakçı Salih’i yok etmeyi

düşünmeye başlar.Olan bitenin farkında olan Selam Ağa damadına dikkatli olmasını ve boş

gezmemesini tembihler.Kabakçı da bunun üzerine tüfeğini kurşun dolu olarak taşımaya

başlar.Bir gün yine avlanmak üzere ormanda yalnız gezerken Alagöz ve adamları tarafından

etrafı çevrilir.Alagöz derki: tüfeğini açıp bakacağız,eğer içinden kurşun çıkarsa seni

öldüreceğim…Kabakçı ise ürkerek ağam ben dağda bayırda geziyorum,içinden kurşun da

çıkar,saçma da der.Sonra tüfek zorlada olsa boşaltılır…beklendiği gibi tüfeğin içinden kurşun

değil,saçmalar yere boşalır.bu olaya hem Alagöz,hem de Kabakçı çok şaşırırlar.Oysa ki

Kabakçı tüfeğini kendi elleriyle kurşunla doldurmuştur.Alagöz bu olay karşısında sözünde

durur ve Kabakçı’yı bırakır.Kabakçı eve gelir ve olan biteni ailesine anlatır.Bu sırada kayın

biraderi söze karışır ve kuş avlamak için eniştesinin tüfeğini aldığını,kurşunları boşaltıp yerine

saçma doldurduğunu söyler.Bilmeden de olsa eniştesinin hayatını kurtarmış olur.İşte bu

olaydan sonra Kabakçı Salih adımlarını daha dikkatli atmaya başlar.Alagöz ise gariban halka

eziyete devam etmektedir.Tavşanlı Jandarma güçleri ise sürekli Alagözü takip etmekteler ama

bir türlü ele geçirememektedirler.Yine bir gün Alagöz adamları ile birlikte Alabarda köyünde

iken istihbarat alan Jandarma köyü kuşatır.Alagöz yakalanacağını anlayınca genç yaşlı,çoluk

çocuk demeden herkesi köy camisine zorla doldurur.Çatışma başlamıştır…Bu çatışmada

askerlerden birkaçı ve bir çavuş Alagöz ve adamlarının ateşiyle vurularak şehit edilirler.Tabi

Alagöz’ün de adamları Jandarma tarafından vurulur.Alagöz çemberi yarmak için Kabakçı

Salih’in yakın arkadaşlarından Yörük Mustafa’nın kardeşi Halil’i kendisine siper ederek

kaçmaya başlar.Halil ise direnmektedir eşkıyaya…Sonunda olan olur ve Alagöz Halil’i

vurarak öldürür ve çemberi aşar.Halil’in öldürülmesinden dolayı köyü bir hüzün

kaplamıştır.Ağıtlar yakılır ve Halil toprağa verilir.Bu olay sırasında Kabakçı köyde

değildir.Tarlalarda çalıştırmak için işçi bulmaya başka bir köye gitmiştir.Olayları öğrenince

Alagöze kin gütmeye başlar ve Halil’in kanını yerde bırakmayacağını söyler.

İşte bu günlerde Çanakkale savaşı başlar…askerlik çağına gelmiş ve eli silah tutan tün

erkekler vatan savunması için askere alınmaya başlar.Tabiki Kabakçı Salih ve yakın arkadaşı

Yörük Mustafa da Çanakkale cephesine asker olarak giderler.Orada her Türk evladı gibi

düşman güçleriyle olağan üstü güç harcayarak vatanı müdafa ederler.Günlerce uykusuz ve aç

bir halde cepheyi müdafa ederler ve Çanakkale geçilmez dedirtirler.Ama ne yazıkki cephede

kanımızla kazandığımız zaferi,masa da kaybededince cephe kapatılır ve askeri gücümüz Doğu

yani Trablusgarp cephesine kaydırılır.Kabakçı ve Yörük Mustafa Halil’in öldürülüşünü ve

Alagöz’ün yaptıklarını hala içlerine sindirememektedirler.Bozüyük yakınlarında Trenden

atlayarak askerden kaçarlar ve bir gece vakti Alabarda’ya gelirler.Artık firari birer kaçak

olmuşlardır…Bu olay Tavşanlı Jandarma karakol komutanı Hurşit bey tarafından yakından

takip edilmektedir.Komutan ise işgali fırsat bilen ve gücünü arttırıp halka zulüm

eden,tutuğunun kulağını kasen,kundaktaki çocukları bile diri diri ateşe atıp yakan bu azılı

eşkıya ile uğraşmaktan,asker kaçakları ile uğraşmamaktadır.

Bu zamanda alagöz kadrosunu güçlendirmiş ve başka eşkıyalarla iş birliği yapıp,halkı

yağmalamaya devam etmektedir.Bu nedenle Alagöz Değirmisaz bölgesinde bulunan eşkıya

Ahmet’i ve bölgede onun gibi faaliyet gösteren diğer eşkıyaları etrafında toplar.Jandarma

kumandanı Hurşit bey Kabakçı Salih ve Yörük Mustafa’ya haber gönderip,kendileriyle

görüşmek istediğini söyler.Bunun üzerine bu iki firari delikanlı buluşmayı kabul eder ve

gizlice Kumandan ile görüşürler.Jandarma kumandanı Hurşit bey bu görüşmede gençlerden

yardım ister ve bununda vatan savunması gibi kutsal bir görev olduğunu söyler.Onlara


Alagöz’e yaklaşmalarını ve güvenini kazanıp Alagöz’ü ölü veya diri olarak getirmelerini

ister.karşılığında ise askerliklerinin geri kalan kısmını Tavşanlı’da jandarma olarak

tamamlatacağını söyler.Plan şöyledir…Kabakçı ve Yörük Mustafa jandarmalar tarafından

yakalanacak ve hapse atılacaktır,bir süre sonra gizlice serbest bırakılacaklar ve dağlara

çıkacaklardır.Plan aynen uygulanır.Bir gece gizlice tutsaklar serbest bırakılır ve haber çabuk

yayılır.Kabakçı ve Yörük Mustafa damı delip kaçmışlardır.Bu haberi öğrenen Alagöz ekibini

daha da kuvvetlendirmek için bu iki kaçağı ekibine almak istemektedir.Ama bir yandan da

Yörük Mustafa’dan çekinmektedir.Çünkü kardeşi Halil’i öldürmüştür.Bir gün ormanlık

arazide Kabakçı Salih ve Yörük Mustafa ile karşılaşırlar.Alagöz bu iki kaçağın sığınacak

başka bir yarleri olmadığını bilmektedir.Omlara iş birliği teklif eder.Kabakçı ile ayrıca

görüşür ve korkularını anlatır.Yörük Mustafa’dan çekindiğini ve korktuğunu söyler.Kabakçı

Salih ise plana bağlı kalarak Alagöz’e ağam senden başka gidecek yerimiz yok,bu durumda

Yörük Mustafa’nın bunları düşünecek hali yok der ve Alagözü ikna etmeyi başarır.Artık

birlikte hareket etmeye başlarlar…Alagöz bu iki genci zaman zaman denemekte ve kendine

sadık olup olmadıklarını ölçermiş.Baze yağma ve talan işlerinde onları kullanmaktadır.Yine

böyle bir soygun sonrasında Alabarda ile dereli köyü arasında ormanda istirahat halindeyken

yanlarına derli köyünden Şerife isimli bir kadın gelir.Bu adın aslında Alagözün dost edindiği

kadınlardan birisidir.Ama bir taraftan da alagöze karşı bilinmedik bir kini varmış.Yanın da

gözleme,ayran gibi yiyecek bir şeylerle gelir ve eşkıyalara ikram eder.O günlerde Alagöz

biraz rahatsızdır.Şerife’nin getirdiklerini yedikten sonra Alagöz Değirmisazlı Ahmet’e kadını

köyüne kadar götürmesini söyler ve ikindi sırası uykuya dalarlar.Yörük Mustafa ise sürekli

ölen kardeşinin intikamını düşünmekte ve fırsat kollamaktadır.Bir ara gözünü açar ve herkes

uykudadır.Tabancasına davranmasıyla alagözü göğsünden tek kurşunla vurması bir

olur.Hemen kaçmaya başlar,Kabakçı Salih ise orada kalıp alagözün öldüğüne şahit

olur.Ormanda koşa koşa Yörük Mustafa’yı bulmayı başarır.Alagözün öldüğünü söyler ama

Yörük Mustafa buna inanmamaktadır.Ölmemiştir,iyi baktın mı der.En sonunda ikna olur ve

birlikte Jandarma komutanının yanına giderler.Hurşit bey bu hikayeye inanmamıştır.Omları

tekrardan nezarete atar.Alagöz’ün cesedi Alabarda köylüleri tarafından köye getirilir ve Halil’i

vurduğu yerde tekmelenir ve intikam alınmış olur.Ardından şahsi eşyaları,tüfeği ve silahları

köy muhtarı tarafından Jandarma komutanı Hurşit beye getirilir.Cesedi ise bir atın arkasına

bağlanıp Tavşanlı sokaklarında teşhir için gezdirilir.Komutan bunun üzerine Kabakçı Salih ve

Yörük Mustafa’yı nezaretten çıkarır ve onlara jandarma elbisesi verilmesini emreder.Hurşit

bey tüm bu olan biteni üst amirlerine rapor etmektedir ve onların emirlerine göre hareket

etmektedir.Alagöz belasından kurtardıkları için onları ödüllendirir.Kabakçı’ya Alagöz’ün

gümüş kösteğini veri ve bu senin der.Jandarmalık görevine devam ettikleri sürede tüm halk

onları parmakla gösterir olmuştur.İşte alagözden bizleri kurtaran yiğitler diye söz

ederlermiş.Tüm halk onlardan çekinir ve iyi geçinmek istermiş.İlçede bulunan yerli Rumlar da

onlarla iyi geçinmek için ikramlarda bulunuyorlarmış.Artık ilçede asayiş Kabakçı Salih ve

Yörük Mustafa tarafından sağlanır olmuştur.Tam bu günlerde artık tüm yurt işgal edilmeye

başlamıştır.Yunan askerleri Kütahya ve Manisa üzerinden Tavşanlı’ya gelirler.Karargahlarını

kurarlar.Başlarında Zamanist (Tazılı kumandan) bulunmaktadır.İlçedeki yerli Rumlar Yunan

askerlerini alkış ve çiçeklerle karşılarlar.Onlara ikramlarda bulunurlar.Yunan komutanına

Kabakçı Salih ve Yörük Mustafa ile işbirliği yaparsa ilçeyi sorunsuz olarak ele

geçirebileceğini söylerler…Yunan komutanı da onların söylediği gibi bölgede sevilen,sayılan

ve sözü geçen Kabakçı Salih ile işbirliği için görüşür.Ya güzellikle birlik olursun ya da çok

kanlar akacak der.Kabakçı Salih her ne kadar bu durumu kabullenmemek istemese de,masum

halkın zarar görmemesi için bu teklifi kabullenmiş gibi görünür.Bir taraftan da Kuvayı milliye

teşkilatı için çalışmalar yapmaktadır.İstanbul ve Bursa’dan gelen istihbaratın Ankara’ya

ulaştırmak konusunda Türk subaylar ve Paşalar arasında köprü görevi yapmaktadır.Bir süre

sonra Yunan komutanların istekleri artık çizmeyi aşmaya başlamıştır.Her gün içki

alemi,ziyafetler arkası bitmeyen istekler…Ama en önemlisi bir akşam içki alemindeyken

Yunan komutanı Zamanist ilçede ki Müslüman,Türk kızlarından ve gelinlerinden kendisi ve

adamları için getirilmesini ister.Kabakçı bu sırada alabarda’da bulunmaktadır.İlçenin ileri

gelenleri aralarında konuşurlar ve Kabakçıdan yardım istemek için Alabarda’ya haber

gönderirler.Bu haberi alan Kabakçı Salih atına atladığı gibi yunan karargahının yolunu

tutar.Arkasından Yeğeni Alabarda’lı Kara Mehmet yetişir,Kabakçı hiddetle Zamanist’in

bulunduğu odaya dalar ve tartışma başlar.Kara Mehmet kapıda nöbetçiler tarafından

tutulur.Kısa süre sonra tartışma kavgaya dönüşür,Kabakçı Salih,Zamanist’i altına aldığı gibi

merdivenlerden aşağı yuvarlanırlar.Zamanist can havliyle kaçmaya başlar.Kabakçı da

arkasından..Kavgada Kabakçı’dan düşen malzemeleri Kara Mehmet topladığı gibi

arkalarından gider.Bölge Yunan askerleri tarafından çevrilir.Kabakçı yakınlarda bulunan

Yörük Veli’nin çadırına sığınır.Yörük Veli ona yardımcı olur ve her zaman yardıma hazır

olduğunu söyler.Orada yemin eder,Zamanist’in ölümü benim elimden olacak der.

Artık efelik yolunda ilk adımı atmış olur.Yakın çevresinde bulunan Alabarda köyünden

Kara Ahmet,Kara Mehmet,Şapçı köyünden Şükrü,Kıran ışıklar köyünden Sadettin ve Akalan

köyünden Canip,İnegöl Ede bey köyünden İzzet efeleri toplayıp,silahlanırlar ve dağlara

çıkarlar.Kabakçı Salih artık Kabakçı Efe olmuştur.Zaman içinde efenin gücünü ve

büyüklüğünü duyan birçok insan Yunan esaretinden kurtulmak için efenin kurduğu müfrezede

yer almak için yanına gelirler ve ona katılırlar.Kabakçı Efenin yanında dört,beş yüz kadar

vatansever toplanmıştır.Kabakçı Salih Efe bir taraftan da üst düzey subaylarla temas

halindedir.Yunanlılara karşı çeşitli baskınlar yapıp,vur kaç taktiği uygulayıp Yunan ordusunun

hızını kesmekte ve milli mücadeleye destek vermektedirler.Bir gün efeye bir istihbarat

gelir…Emet ilçe merkezinde Yunan askerleri halkı camiye doldurup yakacaklardır.Kabakçı

hemen adamlarını alır ve Emet’i kuşatır.Plan yapıp kalka zarar vermeden nasıl

kurtaracaklarını adamlarına anlatır.Gizlice camiye kadar yaklaşır ve işaretiyle çatışma

başlar.Bu sırada hainler camiyi ateşe verir.Kabakçı ölümü pahasına da olsa alevlerin arasında

camiye girerek çoğunluğunu kadın ve çocuklardan oluşan tutsakları kurtarır.Yunan

askerlerinin tamamı öldürülür.Bu olaydan sonra Kabakçı’nın kendine güveni gelmiştir.Artık

milli mücadele başlamıştır.Halk da ona olan güvenini ve sevgisini göstermek için her türlü

gıda,giyim ve silah teminini sağlamaktadır.Bölgede artık Kabakçı Salih Efe’ye aşırı derecede

güven ve sevgi duyulmaktadır.Günün birinde Kabakçı’ya bir kadın gelir,kocasının askerde

olduğunu ve Balı köy beldesinden Şevki isminde birinin kendisini rahatsız ettiğini

söyler.Bunun üzerine Kabakçı adamlarına emir verir ve Şevki’yi getirmelerini ister.Şevki

yakalanıp getirilir ve ormanda sorguya çekilir.Şevki aksine ters konuşmaktadır.Kabakçı ona

bir ders verir ki akıllara zarar..Adamın her tarafı kan toplar ve morarır.Bir daha böyle bir şey

yapmayacağına söz verir.Kara Mehmet efe adamın kan toplayan yerlerini kamasıyla

deler…Adam kan revan içinde için de kalır,bu sırada adamın hanımı da oraya gelir.Kocasının

yaptıklarından haberdardır.Bu nedenle efeden aman diler ve kocasını sırtına attığı gibi

köyünün yolunu tutar.kara Mehmet’in kamasıyla şişen morlukları delmesi faydalı

olmuştur.Yoksa adam kan gren olup ölecekmiş…Kabakçının bu arada Meryem’le olan

evliliğinden bir kızı ve bir oğlu olmuştur.Kızına Havva,Oğluna ise Talip ismini koyar.Arada

sırada geceleri ailesini görmeye gitmektedir.Ailesi de tehdit altındadır.Bu nedenle sürekli aklı

onlardadır.Bu nedenle yaşlı annesini,hanımını ve çocuklarını kendisine Yunandan kaçarken

yardımcı olan ve her zaman yardımcı olacağını söyleyen Yörük beyi kel Velinin çadırına

yerleştirmeye karar verir.Yörükler sürekli yer değiştirdiği için çadırda dikkat

çekmeyeceklerini ve orada güvende olacaklarını düşündüğü için ailesini Kel veli’ye emanet

eder.Bu arada işgali ve halkın yoksulluğunu fırsat bilen Çerkezlerden oluşmuş elli kadar yerli

eşkıya Keles Ağaç hisar köyünü mesken tutmuştur.Halka zulüm ve eziyet

etmektedirler.Köylüler buna daha fazla dayanamayıp kabakçıya haber salarlar.Kabakçı

Ağaç hisar’ı çevirir ve Çerkezleri kursundan geçirir ve ele başları Çerkez Şaban’ı yaralı olarak

yakalar.Şaban,Kabakçı’ya derki efelikte iki şey vardır;ya çekip vuracaksın,ya da iyi

bakacaksın.Kabakçı da zaten yaralı olan eşkıyaya iyi bakılmasını söyler köylülere ve oradan

ayrılır.O gittikten sonra köylüler Çerkez Şaban’ı zehirli yiyecek vererek öldürürler.Kabakçı

adamlarıyla birlikte Asar dağında iken kendisine bir ulak gelir ve bir pusula verir.Pusula

Mustafa Kemal Paşanın ağzından İsmet Paşa tarafından gönderilmiştir.Buna göre

Eskişehir’den bir subay ve bir manga asker trenle yola çıkacaktır.İlerleyen Yunan taburu

pusulanıp,ilerleyişi durdurulmalıdır.Kabakçı’nın trenle gelen askerlerle buluşması

istenir.Kabakçı Emirler istasyonunda belirtilen saatte subay ve askerlerle buluşur.Pusu için en

uygun olan Sülye Ceviz deresi seçilir.Burada mevzilenilir ve Yunan taburu beklenmeye

başlanır.Kabakçı’nın yanında en güvendiği üç adamı vardır.Kara Mehmet,Kara Ahmet ve

Şapçılı Şükrü efeler…Yunan taburu karşıdan görünür.Kabakçı dürbünle bakar ve en önde

katır üstünde galen makineliyi saf dışı bırakmak için adamlarına katırın çevresindeki dört

Yunan askerini paylaştırır.İşaret vermeden kimse ateş etmeyecek der.Yunan taburu menzile

girdiğinde işaretini verir ve hepsi aynı anda ateş eder.katır başı boş kalmıştır,makineliyi ele

geçirirler ama bir türlü seri atış yaptıramazlar.Saatler süren çatışmada koskoca bir Yunan

taburu bu kuru derede yok edilmiştir.Bu çatışmada askerlerimizden biri ağır

yaralanmıştır.Kabakçı,Makineliyi ve yaralı askeri alıp Gökçe dağ nahiye müdürüne

gider,ondan askerin tedavisi için ne gerekli ise yapmasını ister ve makineliyi Orhaneli Kınık

köyündeki arkadaşına teslim edeceğini söyler.Nahiye müdürü yaralı Türk askerini Yunanlılara

teslim eder ve Kabakçının makineli tüfeği götürdüğü yeri söyler.Yunanlılar bu yaralı askeri

öldürür ve Kınık köyünü basarak Kabakçının arkadaşını öldürürler,evini ateşe verirler ve

makineliyi geriye alırlar.Bunu öğrenen Kabakçı nahiye müdürüne gider ve bu hainliği ona

canıyla ödetir.Yunanlılar Kabakçı Salih Efe’yi yakalamak veya yerini öğrenmek için sık sık

köylere baskınlar yaparlar ve köyleri ateşe verirler.Yine bir gün Merkez Yeniköy’de,köy

halkını,köy meydanında toplarlar ve tam kurşuna dizecekleri sırada Kabakçı ve adamları

aniden ortaya çıkar ve köylüleri son anda Yunanın elinden kurtarırlar.Aynı dönemde

Manisa’da Türk subayları’nın esir oldukları haberi Kabakçı’ya ulaşır.Bu istihbarat üst düzey

paşalardan gelmiştir.Subayları kurtarması için emir gelir ve Kabakçı yanına en sağlam

adamlarını alarak yola çıkar.Yunanlıların elinde esir tutulan subayları kurtarır.Bu subayların

biri Kabakçı’yı cesur ve yürekli olduğu için çok sever ve bir gün can borcunu mutlaka ödemek

istediğini söyler.Kabakçı ise son derece mütevazı bir şekilde komutanım biz bunu bir karşılık

için yapmadık vatan sağ olsun der.Kabakçı Kuvayı Milliye teşkilatı ile birlikte hareket

etmektedir.Tavşanlı’da bulunan Yunan taburunun Derbent köyü üzerinden Keles ve Bursa’ya

gireceği haberi gelir.Kabakçı tüm ekibiyle Derbent ve Eşen köyleri arasında pusu kurar.Bunu

öğrenen köylülerden biri,köyümüzü yakarlar,zarar verirler diye Yunan taburunun önüne geçer

ve daha kısa bir yol var der,taburu oradan yönlendirir.Yunan askerleri geçer.Komutanlar ise

epeyce arkadan gelmektedir ve askerlerin başka bir yoldan gittiğinden haberleri yoktur.Bu

sırada Kabakçı Salih ve adamları pusudan kalkar,Eşen köyünde kahvenin önüne otururlar.Tam

o anda köylülerden biri Kabakçı’ya bak karşıdan size yardıma gelenler var der.Kabakçı

dürbünüyle gelenlere bakar ve Tazılı kumandan geliyor davranın der.Köye yaklaşırlar ve pusu

olduğunu anlarlar ama iş işten geçmiştir artık…Çatışma başlar.Kendilerini yolun kenarındaki

yara atarlar.Kabakçı Derbent köyünden Bilmemin Eyüp’e bir el bombası verir ve biz seni

koruyoruz git bombayı at der.Yaylım ateşe başlarlar ve Eyüp bombayı atar ama hedefe

varmamıştır.Ardından ikinci bombayı verir,Eyüp yine yaklaşır ve bombayı atar,bu defa hedefe

varmıştır.Hemen etrafları kuşatılır,gene de ölmedikleri görülür ve derenin içinde

kurşunlanarak öldürülürler.Kabakçı Salih Efe sözünü yerine getirmiştir,artık Tazılı kumandan

Zamanist temizlenmiştir.Kabakçı bölgede sayısız baskın ve pusuda bulunarak bir çok

kahramanlıklar sergilemiştir.Deyim yerindeyse Yunanlılara adeta kan kusturmuştur.Aynı

zamanda İstanbul ve Bursa’dan,Ankara’ya uzanan istihbarat ağında aktif rol

oynamıştır.Teleferik semtinde bulunan Muhallebici Mustafa dayı Bursa’da ki yazılı evrak ve

belgeleri Uludağ üstünden Keles’e Sadettin efe’ye,Sadettin efe ise Tavşanlı’da Kabkçı’ya

ulaştırmakta ve Kabakçı’ Kütahya ve Eskişehir üzerinden İsmet paşa vasıtasıyla Ankara’ya

ulaştırmaktadır.Derken kuvayı milliye güçleri bölgede kuvvetini arttırmış ve Yunanlı’lar geri

çekilmeye başlamışlardır.Tabi ki geçtikleri köyleri ateşe verip yakarak ve

yağmalayarak…Kabakçı’ya bir gün büyük görev gelir,bölge temizlene temizlene Bursa’ya

yürümesi söylenir.Tavşanlı,Keles,Harmancık ve Orhaneli üzerinden Bursa’ya doğru Yunan

askerleri temizlenerek Bursa’ya gelinir.10 Eylül 1922 günü akşam saatlerinde Pınarbaşı

semtinden Kabakçı Salih Efe ve emrindeki Dağ Müfrezesi,Işıklar semtinden de Püskülsüz

İsmail Efe çetesi Bursa’ya girer.Bütün gece çatışmalar sürer ve ertesi gün sabah saatlerinde

Türk ordusu İnegöl üstünden Bursa’ya giriş yapar ve Bursa düşman işgalinden

kurtulmuştur.Bursa’da bulunan Paşalardan birisi Kabakçı sev adamlarınla Mudanya’ya kadar

bunların arkalarından git der.Mudanya’nın Tirilye (zeytin bağı) köyünde eskiden kalma iki

Rum işgal döneminde halka çok eziyet etmiştir.Köylüler bunu Kabakçı’ya anlatırlar.Birisi

imam ezan okurken minareye çıkıp onu taklit edermiş.Kabakçı çık bakalım minareye der ve

aşağıdan mavzeriyle yek atışta onu yere indirir.Diğerini ise atına ezdirerek

öldürtür.Mudanya’da düşman denize döküldükten sonra,Çekirge semtinde öncü adamlarıyla

birlikte bir hatıra fotoğrafı çektirirler.Bursa’nın ileri gelenleri,kurtuluş sevinciyle ve

coşkusuyla bu kahraman Efe başı Kabakçı’ya ödül olarak kapalı çarşıdan dükkanlar ve çeşitli

bölgelerden arazi hibe etmek isterler.Kabakçı gözü tok bir insan olduğu için,bunları bir

karşılık için yapmadık der ve hediyeleri geriye çevirir.Adamlarına da tembih eder,kesinlikle

hiçbir yağma ve talan edilmeyecektir.Bir kaç gün kaldıktan sonra geriye dönerler.Bu sırada

Kabakçı daha önceden Ayşe isminde bir kızla kısa süreli bir ilişki yaşamı ve onu da eş olarak

almıştır.Bu ikinci eşinden de bir oğlu olmuştur.İkinci hanımı Ayşe, Kabakçı’ya haber gönderir

ve gelip oğlunu görmesin ve adını vermesini ister.Kabakçı Salih Efe doğan çocuğunu görmek

ve ismini vermek için Tavşanlı’ya gelir.Burada oğluna babasının adı olan Mehmet ismini

koyar.Birkaç gün orada kalır.Artık ülkede sükunet hakimdir.Savaş bitmiş Cumhuriyet ilan

edilmiştir.Cumhuriyet ilan edildikten sonra Efeler af çıkmış ve hepsi bağışlanmıştır.O

dönemde,Çerkez olan Kütahya valisi Kabakçıya aşırı kin gütmektedir.Emir verir ve

Jandarmadan Kabakçıyı yakalayıp Kütahya’ya getirmeden öldürün der.Kabakçı’nın evi

kuşatılur.Atı ise ahırda sol ayağı ile adeta yeri oyacak şekilde eşinmektedir.hanımı Ayşe’ye

atına bakmasını ve hangi ayağı ile eşindiğini sorar.o ise üstünkörü ahıra bakıp,hayvana

yiyecek verir ve karnı acıkmış ondan yapıyor der.Halbuki ne zaman Kabakçı’nın başına bir

şey gelecek olsa atı huysuzlanır ve haber verirmiş.kabakçı kıskıvrak yakalanır

Jandarmaya…Buradan askeri bir araçla Kütahya’ya doğru yola çıkarılır.Köprüören köyüne

gelindiğinde araçtan indirilir ve kaçması söylenir.Artık öldürüleceğini anlar ve

Jandarmalardan orada iki rekat namaz kılmasına müsaade etmelerini ister.Namazını bitirdiği

anda vurulur ve oraya vurulduğu yere gömülür.birkaç yıl sonra Manisa’da Yunanlıların

elinden kurtardığı subaylardan birisi Kabakçı’ya olan vefa borcunu ödemek için Tavşanlıya

gelir,sorar soruşturur ve olanı biteni öğrenir.Anlatılanlara inanamaz ve Çerkez valiye giderek

makamında durumu sorar.Vali Kabakçı Efe için ileri geri konuşmaya başlar.Kendini vatan

savunmasına adamış bu yiğit,mert Türk kahramanına yapılanları kabullenemez ve valiyi

makamında tabancasıyla vurarak öldürür.Artık Kabakçı Salih Efe efsanesi sona ermiştir.Yıllar

sonra Tavşanlı Kütahya karayolu yapılırken,Köprüören köyünde iş makineleri bir mezara

rastlar.Mezardan üstü giyimli,cephaneleri çapraz şekilde,silahı belinde ve bedeni gömüldüğü

gün ki gibi hiç bozulmamış bir ceset çıkar.Bu cesedin Kabakçı Salih Efeye ait olabileceği

düşünülür ve köyüne haber verilir.Bunun üzerine silah arkadaşı ve yeğeni olan Kara Mehmet

Efe Köprüören köyüne gider.Gördüklerine kendisi bile şaşırır,Kabakçı Salih Efe öldüğü gün

ki gibi hiç bozulmadan karşısında durmaktadır.Cesedin Kabakçı’ya ait olduğunu

doğrular.Buradan ceset alınıp Kütahya şehitliğine kaldırılır.Vatanı için en zor şartlarda bile

mücadeleyi bırakmayan,vatanını ailesinden ve her şeyden üstün tutan bu insan artık

ŞEHİT’tir.Şu anda bu topraklar üzerinde özgürce yaşayıp,nefes alıp veriyorsak herhalde

Kabakçı gibi aziz vatan evlatlarına bir vefa borcumuz vardır.Geçmişimizin ne kadar sağlam

temeller üstüne kurulduğunu bilirsek,geleceğimize o kadar iyi yön verebiliriz.Tüm

şehitlerimizin ruhları şad olsun.




( http://kabakcisalihefe.com Bu siteden Kabakçı Salih Efe hakkında yaptığı baskınlar,ailesi,çete arkadaşları,resimleri ve hayatı gibi daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz. )
  

Nasıl olsa uçar da can, kalır ten;
Bir ah tuttu şu dağları derinden.
Yörük Efe vuruldu üç yerinden.
“Yazık olsun Telli Doru şanına,
Eğil de bak mor cepkenin kanına”.
Kullanıcı avatarı
ferace efe_43
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 535
Kayıt: 24 Nis 2009, 18:48
Yaş: 29
Uyarılma: (0%)
Teşekkür etti: 186
Teşekkür aldı: 1458
İsim: Hüseyin Kerem
Cinsiyet: Bay

3 ferace efe_43 isimli üyemize teşekkür edenler.:
aseymen, Efe, kabakçıtorunu

Re: Kabakçı Salih Efe (Kütahya/Tavşanlı/Alabarda)

İleti Efe » 23 Eyl 2009, 00:17

Kitabı var diye biliyorum ama ?
  

Forum Kuralları: Lütfen Forum Kuralları'nı gözden geçiriniz.

Zeybekler: Facebook Zeybekler Sayfası


Lütfen Teşekkür Et butonu kullanımına özen gösteriniz.

Kullanıcı avatarı
Efe
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 3320
Kayıt: 28 Mar 2008, 18:54
Yaş: 25
Uyarılma: (0%)
Teşekkür etti: 4882
Teşekkür aldı: 8617
İsim: Ćém Bőś.
Cinsiyet: Bay
Memleket: Balıkesir
Yaşadığı Şehir: Balıkesir

Re: Kabakçı Salih Efe (Kütahya/Tavşanlı/Alabarda)

İleti ferace efe_43 » 23 Eyl 2009, 01:11

evet kardeşim kitabı var bizim sitemizde de bulunsun istedim tam teşekküllü olmasada.
  

Nasıl olsa uçar da can, kalır ten;
Bir ah tuttu şu dağları derinden.
Yörük Efe vuruldu üç yerinden.
“Yazık olsun Telli Doru şanına,
Eğil de bak mor cepkenin kanına”.
Kullanıcı avatarı
ferace efe_43
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 535
Kayıt: 24 Nis 2009, 18:48
Yaş: 29
Uyarılma: (0%)
Teşekkür etti: 186
Teşekkür aldı: 1458
İsim: Hüseyin Kerem
Cinsiyet: Bay

ferace efe_43 isimli üyemize teşekkür edenler.:
Efe

Re: Kabakçı Salih Efe (Kütahya/Tavşanlı/Alabarda)

İleti kabakçıtorunu » 01 Arl 2009, 20:01

Değerli site yöneticisi ferace efe_43 kardeşim,yukarıda alıntı olarak vermiş olduğun yazıyı ben KABAKÇI SALİH EFE'nin torun çocuğu olarak dedem Talip Kaplan'dan ve diğer yöremizde bulunan yaşlı insanlardan dinlediğim ve aklımda kaldığı kadarıyla bir öykü veya senaryo olarak yazmaya çalıştım.ayrıca web sitelerimizde şiirleri ve diğer faaliyetlerinide bulabilirsiniz.kabakçısalih efenin yaptıkları sadece bunlarla sınırlı değildir.böyle bir konuya yer verdiğiniz için size çok teşekkür ederim.yanlız sizden bir ricam olacak alıntıları nerelerden aldı iseniz kaynak olarak altına belirtirseniz memnun oluruz.kabakçı salih efe kitabı edinmek isteyen arkadaşlar bizimle irtibata geçebilirler,elimizde kitaplar mevcuttur.saygı ve sevgilerimle.
www.kabakcisalihefe.com
http://kabakcisalihefe.sitemynet.com
http://mehmetkaplan_43.sitemynet.com
http://alabardakoyu.sitemynet.com
belirttiğim web sitelerinde detaylı bilgi,belge ve resimlere ulaşablirsiniz.
  

Kullanıcı avatarı
kabakçıtorunu
Müdavim
Müdavim
 
İleti: 1
Kayıt: 01 Arl 2009, 19:45
Yaş: 36
Uyarılma: (0%)
Teşekkür etti: 1
Teşekkür aldı: 2
İsim: mehmet KAPLAN

2 kabakçıtorunu isimli üyemize teşekkür edenler.:
aseymen, Efe


  • Benzer konular
    Cevap
    Gösterim
    Yazan

Genel

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron