Atçalı Kel Mehmet ve Yağdereli Sinanoğlu Efe - Etem Oruç

Zeybekler ve Halk Oyunları ile ilgili makaleler
Kullanıcı avatarı
Etem ORUÇ
Müdavim
Müdavim
Mesajlar: 7
Kayıt: 03 Kas 2009, 10:36
İsim: Etem Oruç
Cinsiyet: Bay
Memleket: Aydın
Yaşadığı Şehir: Aydın
Oynadığınız Ekip: Aydın Efesi

Atçalı Kel Mehmet ve Yağdereli Sinanoğlu Efe - Etem Oruç

Mesajgönderen Etem ORUÇ » 14 Eyl 2012, 11:22

ATÇALI KEL MEHMET VE YAĞDERELİ SİNANOĞLU EFE
“Keloğlan, keleş oğlan, hayatı beleş oğlan.”
Etem ORUÇ


Baskıcı yönetimlerin hüküm sürdüğü dönemlerde halkımız, aydınlarımız bu belaya bulaşmadan düşüncelerini dillendirmek için kendilerine özgü yöntemler geliştirirler. Bazıları hayvanları konuşturarak fabıl türüyle dillendirirler, bazıları çocukları konuşturarak bu beladan kaçarlar. Anadolu halkı da Padişaha, ezenlere karşı gelemeyince bir Keloğlan yaratmış, padişaha kafa tutturmuştur.

Halkın Keloğlanı, keleş oğlanı Atçalı Kel’dir de hayatı pek beleş değildir. Halkımız “evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellal iken, öküz berber iken” derken bilinmeyen bir zamanda ve bilinmeyen bir yerde yaşayan Keloğlan’ı, korkudan bir şey diyemediği Padişah’a, elindeki avcundakini alıp giden ayanlara karşı Keloğlan’ı kalkan gibi kullanmıştır. Onların yerine padişaha kafa tutmuş, kendilerinin söylemekten korktuğu sözleri Keloğlan’a söyletmişlerdir. O Atçalı Kel ki halkı uğruna kendi kellesini vermiştir ama masallar da söylenmeye devam etmiştir.

Atçalı Kel Mehmet’i ve Yağdereli Sinanoğlu Efe’yi doğru anlayıp, doğru yorumlamak için onların yetiştiği ortamı, o yörenin kültürünü, törelerini iyi bilmek gerekir. Onları besleyen kaynakları tanımadan, onları var eden nedenleri bilmeden onlar hakkında akıl yürütmek, akıntıya kürek çekmek olur. Osmanlı arşivlerine bakarsan bunlar serseri, içkici, tanrı tanımaz eşkıya takımı. Öldürülmesi caiz kişiler.

Bunların yaşadığı dönemde bu yörelerde bulunan İngiliz gezgini Major Keppel yazdığı yapıtında çok farklı anlatıyor. “İzmir’e geldiğim zaman, Kel Mehmed, Aydın’ı ele geçirmiştir. İzmir ve Manisa sancaklarına yaptığım gezilerde Atçalı Kel’in halk tarafından çok sevildiğini, büyük islâhat ayptığını gördüm. Her türlü suiistimallere imkan vermeden, halktan toplanan vergileri azaltarak, üretimi çoğaltıp bir halk kahramanı olduğunu gördüm,” diyor. 2. Mahmut’un yapmak isteyip de başaramadığı reformları Atçalı Kel Mehmet’in başardığını söylüyor.

Efelerin harman olduğu bu toprakları bir inceleyecek olursak onları besleyen kaynakların çok gür ve temiz olduğunu görürüz. Cevat Şakir Kabaağaçlı’nı araştırmalarına göre NYSA (Sultanhisar) M.Ö. de zeybeklik kültürünün sürdüğü Anadolu kaynaklı uygarlıkların beşiğidir. Anadolu Selçuklu Devleti yıkıldıktan sonra Karamanoğullarından ayrılarak gelen Aydın Bey ve Aydınoğulları bu topraklara damgalarını vurmuşlardır. Denizli’den başlayarak Bizanslılarla savaşarak Güzelhisar, Selçuk, Tire, Ödemiş, Birgi’yi ele geçirerek Birgi’yi başkent yaparken, pek çok kahramanlıklara imza atmışlardır.

Aydınoğulları’yla Osmanlı’nın yıldızları hiç barışmamıştır. Türklerin en soylu boyundan olan bu yörük , Türkmen boyları özgürlüklerine, gelenek ve göreneklerine ve bağımsızlıklarına çok düşkün insanlardır. Osmanlının bakısına karşı her zaman direnmişlerdir. Şeyh Bedreddin’in babası da bu beylik içinden, Tire- Eğridere’ye gelip yerleşen Türklerin öncü birliklerindendir. Bu topraklardaki ilk büyük direnişin Şeyh Bedreddin ayaklanmasını kabul edersek, onun yardımcıları Börklüce Mustafa da Torlak Kemal de bu toprakların insanlarıdır.

Şeyh Bedreddin ayaklanması bastırıp Börklüce Mustafa Selçuk meydanında çarmıha gerilerek öldürülse de halkımız onun cesedini kaçırıp Aydın’ın merkezinde bir yere gömerek yıllarca tapınmıştır. Menderes Caddesinin soluda olan bu mezar ne yazık ki konut yapıcıları tarafından yok edilmiştir. Şeyh Bedreddin de uydurma bir fetvayla Serez çarşısında idam edilmesine karşın “Varidat” adlı yapıtatı bu yöredeki aydın din adamlarınının elinde, elden ele dolaşmış, ilk toplunsal halk düzeni olarak kabul edilen düşünceler halk arasında yayılmıştır.

Aydınlı şair arkadaşım Mehmet Genç Börklüce Mustafanın mezarının olduğu yeri şöyle anlatmıştı. “ Yeni dörtyoldan merkeze doğru yürürken yolun sağından çık. Kırmızı Cami’yi, Güzelhisar İlköğretim okulunu iki sokak geç, köşede dur. Yolun solunda Günaydın Et Marketi’ni göreceksin. Hemen onun bitişiğinde Yıldız Apartman var. Bu apartmanın bulunduğu arsayı yıllardır kimse satın almamış, sahibi de içine ev yapmaya cesaret edememişti. Çünkü burada kocaman bir çıtlık ağacı ve dibinde de bir mezar vardı. Bu mezar Börklüce Mustafa’nın (Dede Sultan’ın) mezarıydı. 1980’li yıllara değin bu arsa boş kaldı. Sonra Hamdi Yıldız adlı biri buraya ev yaptı.

O dönemlerde derdi olan bu yatırın başına gider dua ederdi. Zaman zaman etrafında hayır yapıldığını da anımsıyorum. Köyden yeni gelmişim. Amcamın yanında kalıyorum. Öğretmen, Yazar Muzaffer İzgü’nün sınıfına verdiler. Çocuklar bana göre çok başarılı. Bir gün eve ağlayarak gelip nineme dersler konusunda derdimi anlattım. Ninem: “Sen üzülme” dedi. Tuttu elimden bu mezara götürdü. Dua ettik. Ninemin şu cümlesi aklımda kaldı. “Kolcular bu dedeyi uzak bir yerde asmışlar. Onu sevenler de cesedini getirip buraya gömmüşler. Herkese iyilik eder bu dede.” Yıllar sonra Şeyh Bedreddin isyanını okuyunca Börklüce Mustafa’nın Selçuk’ta çarmıha gerilerek öldürüldüğünü, sonra da onu seven halkın buraya getirip gömdüğünü anladım.

Aydın’da Menderes bulvarına yeni dört yoldan girdikten sonra, ilk sokaktan eski emniyet binasına çıkan caddenin adı eskiden tolak caddesiydi. Yüzyıllarca Torlak Kemal de Börklüce Mustafa da halkın yüreğinde yaşamıştır. Halkın yüreğinde yaşarken Atçalı Kellere, Yağdereli Sinanoğluna hep örnek olmuştur. Bu kahraman insanlar bu yörenin insanlarının önünde ölümsüzlüğe ulaşan, ölümün yok edemediği seçkin kişilerdir.


Atçalı Kel Mehmet de Arpaz beyinin yanında çobanlık yaparken Biresseli Şeyh Bedreddin hayranı Bilge Hoca’yla tanışmış, hocadan Şeyh Bedreddin düşüncelerini özümsemiştir. Cıva gibi atak, zeki, kurnaz olan bu delikanlıyı Kuyucak ve Nazilli’deki aydın kişiler, hocalar, Osmanlı zulmüne karşı destek vermişlerdir. Aydınoğulları’nın en cesuru Umur Bey’den bu yana yatak ölümü görmeyen pek çok efe yaşamıştır bu topraklarda. Ölmüşlerdir ama yok edilememişlerdir. Türkülerde yaşamıştır ünleri. Ölüm onlar için bir yokoluş değildir. Uzun nefesli insanlar ölümü de yenmesini bilirler. Onlar şunu çok iyi biliyorlardı: “Cesaratin bittiği yerde esaret başlar.”

Böylesine mert, çesur, kahraman, akıllı insanların öyküleriyle büyüyen Atçalı Kel de Yağdereli Sinanoğlu da zeki, törelerine bağlı, atalarıyla övünç duyan, yurtsever, mert insanlardı. Osmanlı zulmune karşı ayaklanarak halklarını sahip çıktılar. Osmanlı içinde tasviye edilen Türklerden oluşan Yeniçeri askerleri de bu ihtilali destek oldular.(36 Osmanlı Padişahlarından sadece ikisinin anası Türk’tür. Diğer Rum, Ermeni, Çerkez, İtalyan gibi… Analardan olan sehzadeler Türklüğü hep hor görmüşler, tasviye etmeye çalışmışlardır.) Kısa bir süre de olsa paylaşmanın, dayanışmanın mutluluğunu yaşayan halkımız onları hiç unutmamıştır.

Yüzyıllardır halkın özlemle beklediği Keloğlan, Atçalı Kel’den seksen dokuz yıl sonra ortaya çıkan, babası Aydın yörüklerinden “Kızıl Hafızlar” sülalesinden olan, Osmanlılın Balkanları aldığında Selanik yöresine gönderilen Mustafa Kemal Atatürk’tür. Aydın Eli efelerinin kanını, genini taşıyan en büyük efe Mustafa Kemak Atatürk, Türklüğün en kötü ortamında önder olup, Aydın Efelerinin de desteğiyle Padişahlık düzenini sona erdirip Yepyeni Türkiye Cumhuriyetini kurmuş ve halkını mutluluğa erdirmiştir.

Bugünde Atatürk’ümüzün kurduğu demokratik düzenden beslenerek palazlanan, palazlanınca da kendini Padişah ya da Sultan sanan bazı kendini bilmezler unutmasınlar ki bu halk daha çok Keloğlanlar yetiştirecek, Türk’üm demekten korkan, kendini bilmezlerden öcünü alacaktır. Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün dediği gibi: “Muhtaç olduğumuz güç, damarlarımızdaki soylu kanda vardır.”

Kullanıcı avatarı
aseymen
Yönetici
Yönetici
Mesajlar: 1536
Kayıt: 03 Haz 2008, 22:59
İsim: Kadir F. Dansman
Cinsiyet: Bay
Memleket: Ankara
Yaşadığı Şehir: İstanbul

Re: Atçalı Kel Mehmet ve Yağdereli Sinanoğlu Efe - Etem Oruç

Mesajgönderen aseymen » 17 Eyl 2012, 15:42

Etem bey
Tarihi gerçeklerin herhangi bir müstenidata dayanmadan günümüze ait şahsi telakkilerle, veya bizzatihi şahsi görüşlerin etkisyle değerlendirilmesine hep muhalif olmuşumdur. Müspet bir ilim gibi yüzdeyüz delillere ve formülasyonlara dayandırılması mümkün olmasa dahi , yinede kendi içinde tutarlı bir metodolojisi olan bir ilimdir tarih , ve öyle yorumlanmasını severim . Aksi takdirde "fatih'in fedaisi Kara murat'ın bizanslı sevgilisi Eleniyle olan maceraları" değerinde eserler ortaya çıkar , eminim sizde aynı görüştesinizdir, tarihin saygınlığı noktasında.
Yazınızdan ilgimi çeken bir kaç husus var ,müsaadenizle o mevzulara ilişkin suallerimi arzetmek isterim.
1) Yazılı kaynaklara göre Atçalı Kel mehmet ayaklandığında 49 yaşında , öldüğünde ise 50 yaşında.. o zamanlar için yaşlı sayılabilecek bu yaşta birdenbire hakim düzene karşı çıkmasını sağlayan aydınlanmaya ilham veren ne olmuştur ? Tamamen içtimai saiklerle mi , yoksa şahsına yönelik bir harici etkiden bahsedebilir miyiz?
Atçalı kel mehmet ayaklanmasının tarihsel olarak Ruslarla yapılan Edirne antlaşması ve , Kavalalı Mehmet ali paşa ayaklanmasına denk gelmesiyle bir rastlantı olabilir mi?
Ayrıca yine bildiğim kadarıyla atçalı kel mehmet " vali -i vilayet hademe-i devlet " ünvanını kullanmış , topladığı vergilerinde büyük bir kısmını padişah'a göndermiş... anlaşılan atçalı sizin düşündüğünüz kadarda muhalif değilmiş padişaha...

2) "Cevat Şakir Kabaağaçlı’nı araştırmalarına göre NYSA (Sultanhisar) M.Ö. de zeybeklik kültürünün sürdüğü Anadolu kaynaklı uygarlıkların beşiğidir" . eğer zeybeklik kültürü CŞK nın beyan ettiği üzere MÖ de başlayan bir kültürse , ki biliyorsunuz , konuyu oraya bağlar , zeybekliğin sizin ifade etmiş olduğunuz tarzda bir Türklükle alakası kurulabilir mi ?
eğer CŞK nın iddiası doğruysa zeybeklik mefhumunun tarih sahifelerinde arzı endam edişi niçin 17. asıra rastlar? eğer CŞK yanlışsa o zaman zeybeklik kurumunu nasıl bir tarihsel diyalektikle açıklayabiliriz ?

3) Osmanlı padişahlarının eş seçimini türk eş almamaları nedeniyle eleştirmeniz dikkatimi çekte. Tarihte yabancı bir eş alan ilk türk padişahı orhan gazi'dir , sizce yabancı eş almalarının arkasında stratejik,politik ve kökeni cihad fikrine dayanan birtakım gerçekler olabilir mi ? bu konudaki sizin bilginiz ne yöndedir ? Anadolu'da insanları birarada tutan faktör genetik türklük müdür ? TC de yaşayan insanların ne kadarı genetik olarak türktür , mesela siz kendinizin genetik türklüğü konusunda ne kadar emin olabiliyorsunuz.
O zaman çerkes ,laz, arnavut , boşnak,kürt veya japon olmak kötü birşey midir ? Veya tersinden soralım insanın gerçekleşmesi kendi performansına bağlı olmayan bir kriteri bir ustunluk olcusu olarak kullanilmasini ilmi perspektifte nasil degerlendirmeliyiz
diyelim ki genetik olarak türk olmak insanı üstün kılan bir özelliktir ? O zaman bu o genetik türklerin hangi ortak özellikleri sayesinde daha üstün olduğunu söyleyebiliriz. Mesela kadınları daha güzel , erkekleri daha mı yakşıklı olur . daha mı akıllı , daha mı ahlak lıdırlar ? daha mı yukarı sıçrarlar , daha mı ağır kaldırırlar...
( bütün bunları büyükdedesi teşkilatı mahsusa'da , trablusgarp savaşında örgütleme yapmış , baba tarafı kozan aşiretine , anne tarafı ankaranın enaz ikiyüz yıllık ( benim bulabildiğim) köklü ailesi olan biri olarak söylüyorum , söylediklerim yanlış yöne çekilmesin)
4) siz osmanlı beyliğinin başında olsaydınız , sadece türklüğe dayalı , çanakkale muğla sivas (istanbul hariç ) arasındaki bölgede yaşayan bir devletçik kurup ,bu devletin 600 yıl yaşayacağını öngörüp ,sadece turklerle evlenip her aileye aile başına 24 çocuk yapmasını öğütleyip ve hatta yasa olarak mı koyardınız ?
not : ben ne tarihçi nede araştırmacıyım , sadece gerçeklerin peşindeyim
Koç gibi meydanlarda dönenlerdeniz
Biz vatan uğruna ölenlerdeniz

Kullanıcı avatarı
Etem ORUÇ
Müdavim
Müdavim
Mesajlar: 7
Kayıt: 03 Kas 2009, 10:36
İsim: Etem Oruç
Cinsiyet: Bay
Memleket: Aydın
Yaşadığı Şehir: Aydın
Oynadığınız Ekip: Aydın Efesi

Re: Atçalı Kel Mehmet ve Yağdereli Sinanoğlu Efe - Etem Oruç

Mesajgönderen Etem ORUÇ » 08 Eki 2012, 14:01

Ben ırkçı değilim ama Türklüğümden de utanacak halim yok. Osmanlı dönmesi azınlıkların emperyalistlerle omuz omuza yurdumuzu parçalamaya çalıştıklarını görünce iplerini pazara çıkarmanın zamanıdır diye düşünüyorum. Baskının ve zulmün hüküm sürdüğü şu günlerde bazı acı gerçekleri görmekte yarar var. Sizi okuduğunuz Halikarnas Balıkçısı'nın yapıtlarını ben de okudum. Benim "Nazilli Cumhuriyeti, Şu Ege'nin Efeleri, Çakıcı Dağdan İnmiyor, Gizemli Kadın Efe ve Osmanlı kaynaklarından incelediğim ve yakında belgelerle beraber basılacak olan "Atçalı Kel ve Yağdereli Sinanoğlu Efe"de sorularınızın yanıtını bulacaksınız. Saygılarımla...

Kullanıcı avatarı
aseymen
Yönetici
Yönetici
Mesajlar: 1536
Kayıt: 03 Haz 2008, 22:59
İsim: Kadir F. Dansman
Cinsiyet: Bay
Memleket: Ankara
Yaşadığı Şehir: İstanbul

Re: Atçalı Kel Mehmet ve Yağdereli Sinanoğlu Efe - Etem Oruç

Mesajgönderen aseymen » 23 Eki 2012, 15:47

Etem ORUÇ yazdı:Ben ırkçı değilim ama Türklüğümden de utanacak halim yok. Osmanlı dönmesi azınlıkların emperyalistlerle omuz omuza yurdumuzu parçalamaya çalıştıklarını görünce iplerini pazara çıkarmanın zamanıdır diye düşünüyorum. Baskının ve zulmün hüküm sürdüğü şu günlerde bazı acı gerçekleri görmekte yarar var. Sizi okuduğunuz Halikarnas Balıkçısı'nın yapıtlarını ben de okudum. Benim "Nazilli Cumhuriyeti, Şu Ege'nin Efeleri, Çakıcı Dağdan İnmiyor, Gizemli Kadın Efe ve Osmanlı kaynaklarından incelediğim ve yakında belgelerle beraber basılacak olan "Atçalı Kel ve Yağdereli Sinanoğlu Efe"de sorularınızın yanıtını bulacaksınız. Saygılarımla...



değerli Etem bey
"Türklüğümden utanacak halim yok " ifadesi benim çok takıldığım bir ifadedir. Ben bunu "ecdadımdan utanacak halim yok, aksine övünürüm " şeklinde kullanmayı sevenlerdenim . Mümkün olsa " Türk " nedir , bir etnisitemidir , bir kültür bilincimidir , bir ortak geçmiş midir , yoksa anglosaksonların " hey you turk" misali , çılgın insanlara verdiği bir lakap mıdır , teknik bir şekilde tartışmak isterim . İskan havalarından birinde barak abdalları der ki " çarpışıp arap'nan , çarpışıp kürt"nen , çarpışıp TÜRK' nen ...." yani iskan sırasında " Türkmen" oymaklarının kendilerinden saymadıkları yerli " Türk"lerle yaşadıkları kavgaları anlatır ( burada sizin ifadenizle "türk" kim ). Başka güzel bir örnek; moldovya ve ukrayna'da çok miktarda hristiyan Gagavuz Türkü yaşar , muhtemeldir ki , etnik anlamada daha ari bir türk genetiğine sahiptirler , pekala anadolu'da ki pekçok genetik açıdan seyreltik Türk'ten daha mı yakındırlar size ? . Birde şu "osmanlı dönmesi azınlıkları"ndan kimi kastettiğinizi anlayamadım ama semantik olarak hatalı bir ifade olduğunu söyleyebilirim enazından . ( ben osmanlının sadece kitaplardan değilde ne olduğunu anlamak için , Kazan'dan, kafkasya'ya oradan bosnaya oradan cezayir'e, güney afrika'ya kadar gezilerek tam anlaşılabileceğini düşünüyorum - sizi tenzih ederek söylüyorum "osmanlıya çakalım , keyfimize bakalım " diye kendi ceddiyle kavgalı ve eleştirilerini sadece bu zaviyede tutan bir tarih anlayışını tümden reddediyorum ) . Umarım ki bu sohbetimiz siyasi sübjektivitelerimizin çarpıştığı bir yöne kaymaz , zira o bölgenin zeybekoloji forumunun dışında kalması gerektiğini düşünüyorum.
Koç gibi meydanlarda dönenlerdeniz
Biz vatan uğruna ölenlerdeniz

ressamerdinc
Baş Zeybek
Baş Zeybek
Mesajlar: 776
Kayıt: 26 Eyl 2009, 22:39
İsim: Erdinç Çolak
Cinsiyet: Bay
Memleket: Balıkesir
İletişim:

Re: Atçalı Kel Mehmet ve Yağdereli Sinanoğlu Efe - Etem Oruç

Mesajgönderen ressamerdinc » 23 Eki 2012, 22:24

Çocuk için en günahsız en mükemmel olan anne ve babadır.Onlardan iyisi ve harikası yoktur.Çocuk büyür, anne babanın hatalarını görmeye başlar ama anne baba gene anne babadır.Atsan atamazsın, satsan satamazsın.Reddedemezsin.Reddeden reddedilmeye mahkum olur.ATA atadır.Çocuk için ana baba neyse bizim için, bir Türk için de ata öyledir.Beynimiz büyüdükçe ataların hatalarını günahlarını daha net görmeye, eleştirmeye başlar.Bizim Balıkesir yöresinde "Kaplumbağa kabuğundan çıkmış da beğenmemiş." derler.Aynen bu durum...Beğenmesen de , burun kıvırsan da senin geçmişin, tarihin, atalarındır.Atamazsın, satamazsın.Hatasıyla kabul etmeli.Dersler çıkarmalı.

Romenler şu ünlü, her milletin nefretle bahsettiği, insanları kazıklara geçirten, kan içen prensleri VLAD TEPEŞ'i (KAZIKLI VOYVODA) (KONT DRACULA) çok severler ve laf söyletmezler.Atalarıdır, memleket topraklarına hizmeti bulunmuştur kötü biri de olsa.Hain de değildir.Romanya hava filosunda bir uçağa onun adı verilmiştir.Hataları akıl almaz derecededir.İnsanlıktan çıkmıştır.Ama torunları onun insanlık dışı karakterini değil Romanya toprağını ve halkını sevmesini sever.Bu en uç örnek ama örnek alınacak bir örnek.

Geçmişimizde hatalı kişilikler ve dönemler olabilir ama geçmişinden ders almak da bir erdemdir.Beğenmediğin taraflarını olmadık karalamalarla atmak kolaycılıktır ve bir hastalıktır.Tıpkı babasını annesini doğduğu aileyi beğenmeyen,hep başka ailelere özenen,dışarıya değişik görünen,hep utanmışlık ve eziklik duygusuyla hareket eden çocuğun durumuna benzer.


“Makaleler” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir